Yedi Güzel Adam’ın Maraş’tan Mavera’ya uzanan gizemli hikayesini, edebiyattaki derin izlerini ve kardeşlik sırlarını keşfedin. Şiirle örülen bir dava ruhu.
Yedi Güzel Adam’ın Sırrı
Türk edebiyatının en gizemli, en samimi ve en sarsıcı topluluklarından biri olan Yedi Güzel Adam, sadece bir grup şairden ibaret değildir. Onlar, modern dünyanın gürültüsünde ruhunu kaybeden insana “Mavera”dan, yani ötesinden haber getiren birer kervan öncüsüdür. Peki, bu adamları “güzel” kılan ve bir arada tutan o büyük sır neydi? Bu yazıda, Kahramanmaraş’ın dar sokaklarından başlayıp tüm Anadolu’yu kuşatan bir gönül birliğinin izini süreceğiz.
## Kara Lise: Bir Mektepten Daha Fazlası
Her şey, halk arasında “Kara Lise” olarak bilinen Kahramanmaraş Lisesi’nin o vakur binasında başladı. 1950’li yılların sonunda, henüz bıyıkları yeni terleyen bir avuç genç; Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan ve Ali Kutlay, kaderin cilvesiyle aynı sınıflarda, aynı sıralarda buluştu. Bu tesadüf, Türk edebiyatının yönünü değiştirecek olan “Maraş Ekolü”nün de tohumlarını attı.
O günlerde Maraş, sadece bir Anadolu şehri değil, aynı zamanda direnişin ve inancın kalesiydi. Bu gençler, teneffüs aralarında şiirlerini birbirlerine okurken aslında bir edebiyat manifestosunun ilk cümlelerini kuruyorlardı. Başlarında bir “abi” figürü olan Nuri Pakdil, onlara kalemin kurşundan daha etkili bir silah olduğunu öğretiyordu. Onlar için edebiyat, bir eğlence aracı değil, bir varoluş ve hakikat arayışıydı.
## Yedi Güzel Adam’ın İsimsiz Manifestosu
Yedi Güzel Adam ismi, aslında Cahit Zarifoğlu’nun aynı adlı şiir kitabından mülhemdir. Ancak bu grubun bir tüzüğü, bir dernek binası ya da yazılı bir bildirgesi hiç olmadı. Onların sırrı, “hal” dilinde saklıydı. Necip Fazıl Kısakürek’in “Büyük Doğu”su ve Sezai Karakoç’un “Diriliş” düşüncesiyle beslenen bu kadro, İslami duyarlılığı modern bir dille harmanlamayı başardı.
Bu adamların sırrı, modernizmin dayattığı yabancılaşmaya karşı, kendi köklerine ve medeniyet değerlerine sığınmaktı. Şiirlerinde sadece aşkı veya doğayı değil; Kudüs’ü, Afganistan’ı, ümmetin dertlerini ve insanın iç dünyasındaki o derin boşluğu işlediler. Onları bir araya getiren şey, “aynı rüyayı görme” becerisiydi. Rasim Özdenören’in deyimiyle bu dostluk, “Allah’ın bir lütfu” olarak yaşandı.
### Edebiyatın Kalbi: Dergi Mutfağı
Bu hareketin en somut tezahürü dergilerdi. Hamle ile başlayan serüven, Edebiyat ve nihayetinde 1976 yılında kurulan Mavera dergisi ile zirveye ulaştı. Mavera, Ankara’nın soğuk kış gecelerinde soba başında ısıtılan bir ev gibiydi. Okuyucularıyla mektuplaşan, genç yazarlara kapılarını sonuna kadar açan bu dergi, bir “okul” vazifesi gördü. Zarifoğlu’nun okuyuculara yazdığı cevaplar, Erdem Bayazıt’ın epik söyleyişi ve Nuri Pakdil’in sarsıcı denemeleri bu mutfakta pişti.
## Portrelerle Yedi Güzel Adam
Her birinin mizaçları farklı olsa da, hedefleri tekti. Gelin, bu yedi isme biraz daha yakından bakalım:
* Cahit Zarifoğlu: “Acz” mahlasıyla yazan, şiirin en kapalı ve en derin sularında yüzen şair. O, çocuk kalpli bir devdi. * Erdem Bayazıt: Şiiri bir meydan okuma, bir “Sebep Ey” çığlığına dönüştüren, coşkulu ve epik ses. * Nuri Pakdil: Kelimelerin efendisi, Kudüs sevdalısı ve “klas duruş”un mimarı. Sükût suretinde bir devrimci. * Rasim Özdenören: Ruhun labirentlerini en iyi bilen öykücü. Modern zamanların ruh cerrahı. * Mehmet Akif İnan: Sendikacılığıyla eylem adamı, “Mescid-i Aksa” şiiriyle ise gönülleri fetheden şair. * Alaeddin Özdenören: İkiz kardeşi Rasim gibi bir düşünce ve şiir insanı. Melankoliyi inançla harmanlayan zarif bir kalem. * Ali Kutlay: Grubun hikayesini sessizce tamamlayan, lise yıllarındaki o ilk ateşin önemli parçalarından biri.
### Sır Neydi?
Yedi Güzel Adam’ın sırrı, birbirlerine olan karşılıksız güvenleri ve dertlerinin şahsi olmayışıdır. Onlar, “ben” demeyi çoktan unutmuş, “biz” potasında erimişlerdi. Siyasetin kutuplaştığı, sokakların karıştığı yıllarda onlar kalemi bırakmadılar. Şiiri bir kaçış olarak değil, bir “uyanış” olarak gördüler. Onların güzelliği, yüzlerindeki çizgilerden değil, savundukları davanın asaletinden geliyordu.
## Miras: Mavera’dan Bugüne
Bugün Yedi Güzel Adam’ın çoğu ebedi aleme göç etti. Ancak bıraktıkları miras, Kahramanmaraş’taki o müze haline gelen liseden çok daha geniştir. Genç kuşaklar hala Zarifoğlu’nun satırlarında teselli arıyor, Erdem Bayazıt’ın dizeleriyle diriliyor. Onlar, bize edebiyatın sadece kelimelerden ibaret olmadığını, bir “duruş” ve “ahlak” meselesi olduğunu gösterdiler.
Sonuç olarak, Yedi Güzel Adam’ın sırrı; toprağa sadakat, göğe yöneliş ve insana duyulan o derin sevgidir. Onlar, gök kubbede hoş bir seda bırakmakla kalmadılar, yolumuzu aydınlatan sönmez birer kandil oldular.

Özet
Yedi Güzel Adam, Kahramanmaraş Lisesi’nde temelleri atılan, İslami duyarlılığı modern Türk edebiyatına taşıyan öncü bir topluluktur. Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Nuri Pakdil gibi dev isimlerden oluşan bu grup; Mavera dergisi etrafında toplanarak bir neslin fikri ve edebi gelişimine yön vermiştir. Onların “sırrı”, sarsılmaz bir kardeşlik bağı ve medeniyet değerlerine olan derin bağlılıklarıdır.