İsra Süresinin Fazileti

Hz. Aişe (Radıyallahü Anha) buyuruyor ki: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) İsra ve Zümer surelerini okumadan uyumazdı.

Abdullah ibni Abbas (Radıyallahu Anhüma) şöyle demiştir: “İsra suresindeki (sonundaki) secde ayetini okuduğunuz zaman, sakın ağlamadan önce secdeye varmayın. eğer her hangi birinizin gözü ağlamazsa bile mutlaka kalbi ağlasın.”

İsra Suresinin Sırları Hakkında Rivayetler

İsra Süresinin Fazileti Veya Birinden Korkanlar,Kekemeler ,Borçu Çok Olanlar isra süresi 45.46.110.111.ayetini Okusunlar.

İsra Suresinin 45. ayeti hakkında rivayet edildi ki:

HİLECİLERE KEKEMELERE OKUNACAK …

Hilecilerden korunmak için okunur. Misk ve safranla yazılarak suyun içine konup, dili tutulanlara içirilirse, şifa bulur.
Allah’u Teala bu ayeti okuyana, yerler ve dağlar gibi sevaptan ecir yazar.
Bu ayet okunan eve hırsız veya bir âfât girmez.
وَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرآنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِالآخِرَةِ حِجَابًا مَّسْتُورًا
Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).

/İSRÂ-46: Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.
وَجَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْآنِ وَحْدَهُ وَلَّوْاْ عَلَى أَدْبَارِهِمْ نُفُورًا

CİNLENMİŞ BİRİNE …

Cinlenmiş biri için pamuklu bezin bir yüzüne İsra suresinin 45. ve 46. ayetleri diğer yüzüne Kaside-i Bürde’nin 84. ve 85. beyitleri yazılıp, yakılarak dumanı koklatılırsa Allah2ın izniyle şifa bulur.

وَجَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْآنِ وَحْدَهُ وَلَّوْاْ عَلَى أَدْبَارِهِمْ نُفُورًا
وَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرآنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِالآخِرَةِ حِجَابًا مَّسْتُورًا
Kasidei bürde
84- “Tebârekallâhü mâ vahyün bi müktesebin
Ve lâ nebiyyün alâ ğaybin bi müttehimi”

84- “Yüce Allah’ın şanı ne büyüktür ki, vahiy hiçbir nebi için çalışmakla kazanılmamış, elde edilmemiştir.Gayp ile töhmetlenen, yani gaybtan haber verişlerinde yanılma ve hatası görülen hiçbir peygamber yoktur.”

Mevlâye salli ve sellim dâimen ebedâ
Alâ habibike hayri’l halkı küllihimi

85- “Kem ebraet vasaben bil lemsi râhatühû
Ve atlakat eriben min ribkatil limemi”

85- “Allah Rasulü çok kerre mübârek avucunu sadece hastaya sürmekle onu şifaya kavuşturmuş ve çok kerrede dertli ve muhtaçları cinnet hastalığından kurtarmıştır.”

Mevlâye salli ve sellim dâimen ebedâ
Alâ habibike hayri’l halkı küllihimi

BİRİNDEN KORKUNCA OKUNACAK

*İsra Suresinin 80. Ayeti hakkında rivayet edildi ki:
*Kötülüğünden korkulan bir kişinin yanına girmeden önce okunursa, kötülüğünden korunur.
*Bir şehre girildiğinde oradaki kötülüklerden emin olmak, oranın hayırlarına ve bereketlerine ulaşmak ve orada Allah’tan bir dost ve yardımcı bulmak için okunur.
İSRÂ-80: Ve kul rabbi edhılnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrece sıdkın vec’al lî min ledunke sultânen nasîrâ(nasîren).
Ve de ki: “Rabbim beni sıdk ile dahil et ve beni sıdk ile çıkar. Ve bana senin katından (gizli ilminden) bir yardımcı sultan kıl.”

وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا ﴿٨٠﴾

BİR ŞEYİNİ KAYBEDEN KİŞİ OKUYACAK.

*İsra Suresinin 82. ayeti hakkında rivayet edildi ki bir şeyini kaybeden kişi, kaybettiği şeyin yerini öğrenmek isterse veya merak ettiği bir şeyin hakikatini (bu haram şeyler olan karı koca, aile ve bir müminin vb. sırrı, gizli işleri, mahremiyeti vb. değildir) öğrenmek isterse, temiz bir kağıt üzerine yukarıdaki ayeti kerimeyi yazıp da yastığının alştına koyar ve sürekli tekrarlayarak sağ tarafı üzerine yatarsa, rüyasında o şey gösterilir.
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا
İSRÂ-82: Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ(hasâran).
Kur’ân’dan indirdiğimiz şeyler, mü’minler için şifadır ve rahmettir. Ve zalimlerin sadece hüsranını (kaybettiği dereceleri) arttırır.

BORÇU ÇOK OLANIN OKUYACAĞI DUA
SABAH AKŞAM OKUNACAK.
وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا
Ve kulil hamdu lillâhillezî lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerîkun fîl mulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbîrâ(tekbîren).
üç defa “tevekkeltü ‘alel-hayyillezi la yemutü”
AMİN..

Ve de ki: “Hamd, çocuk edinmeyen Allah’a mahsustur ve O’nun mülkte ortağı olmamıştır (yoktur). Ve (O, zillete düşmez) O’nun, Kendisini zilletten (kurtaracak) bir dosta (ihtiyacı) yoktur.” O’nu tekbir ile (üstün kılarak) yücelt (büyüklüğünü ifade et).

GECE KORKANLAR
Kişinin Yatmadan evvel A’raf suresinin 54-56 ayetleri ile İsra suresinin son iki (110-111) ayetleini okuması müstehaptır. Zira bu ayetleri okuyup da uygulayanların elbiselerinin içine, onları, korumakla görevli bir melek girerek kendileri için istiğfar edeceği bildirilmiştir.

İsra 110- قُلِ ادْعُواْ اللّهَ أَوِ ادْعُواْ الرَّحْمَنَ أَيًّا مَّا تَدْعُواْ فَلَهُ الأَسْمَاء الْحُسْنَى وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً
İsra 111- وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا

ARAF SÜRESİ 54/ 56 . AYET

إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ أَلاَ لَهُ الْخَلْقُ وَالأَمْرُ تَبَارَكَ اللّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ ﴿٥٤﴾
İnne rabbekumullâhullezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alâl arşı, yugşîl leylen nehâre yatlubuhu hasîsen veş şemse vel kamere ven nucûme musahharâtin bi emrihi, e lâ lehul halku vel emr(emru), tebârakallâhu rabbulâlemîn(âlemîne).

ادْعُواْ رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ ﴿
Ud’û rabbekum tedarruan ve hufyeh(hufyeten), innehu lâ yuhıbbul mu’tedîn(mu’tedîne).

وَلاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ بَعْدَ إِصْلاَحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحْمَتَ اللّهِ قَرِيبٌ مِّنَ الْمُحْسِنِينَ ﴿٥٦﴾
Ve lâ tufsidû fîl ardı ba’de ıslâhıhâ ved’ûhu havfen ve tamaâ(tamaan) inne rahmetallâhi karîbun minel muhsinîn(muhsinîne).

Bir cevap yazın