Veysel Karani hazretleri’nin Tam duası

VEYSEL KARANİ HAZRETLERİNİN
DUASI
Allah’ım!
Rab sensin, kul benim
Yaratıcı sensin,yaratılmış benim
Rızık verici sensin,nzıklanan benim
Sahip olan sensin köle olan benim
Aziz olan sensin, zelil olan benim
Gani olan sensin,fakir olan benim
Diri olan sensin, ölü olan benim
Baki olan sensin, fani olan benim
Güzel olan sensin,çirkin olan benim
İyi olan sensin, kötü olan benim
Affedici sensin, günahkar benim
Aziz olan sensin,hakir olan benim
Güçlü olan sensin, zayıf olan benim
Verici olan sensin,isteyici olan benim
Emniyet verici sensin,korkan beni
Cömert olan sensin,miskin benim
İcabet eden sensin,dua eden benim
Benim günahlanımı bağışla,rahmetinle günahlarımdan
vazgeç Ey merhametlilerin en merhametlisi.

Allahım!
Yüce huzurunda içimi dökmeyi diliyorum; müsadeni
istirham ediyor, Senin en son ve en büyük elçin
Hazreti Muhammed’e ve aile efradına salât-ü selam
ederek başlıyorum.

Rabbim! Senin yardımına müracaatta bulunuyor ve
Sana tevekkül ediyorum.

Ne olur, ne dünya ne de âhiret meselelerinde beni
aczım, faknm ve çaresizliğimle başbaşa bırakma!

Ey buraların ve ötelerin Rahman ve Rahîm Rabbi! İşte
kulluğumla kapına geldim ve huzurunda dileniyorum.
Zelilim. Esirinim.. Zayıfim. Muhtacım. İflas etmiş bir
çaresizim, ey bütün kâinatı yaratıp anzasız devam
ettiren Rabbim!

Bahtsızım ama kapındayım ey yardım talebinde
bulunanların taleplerini karşılayan Sultanlar Sultanı!
Gamlıyım, kederliyim fakat kapındayım, ey tasalı
gönüllerin hüznünü gideren Hilm Sahibi! İsyankarım
lâkin Senin istediğin iyi ve sadık kimselerden olabilmeyi
umarak kapına geldim. Geldim ve günahlanmı
huzurunda ikrar ediyorum ey Erhamürrâhimîn!
Hatalarımın farkında olarak kapına dayandım ey
günahları mahvedip günahkar kullarını affeden Rabbim!
Kusurlarımı ve affina olan ihtiyacımı huzurunda bir kez
daha itiraf ediyorum ey Rabbülâlemîn! Nefsine zulmet
miş bir zavallı olarak kapının tokmağına dokunuyorum
zulmedenlerin bile rahmetini umduğu Rabbim! Çok
cürümler işledim; acınacak bir halim var. Ben de yüce
divanında yere kapaklanıyor, boynumu büküyorum.

Yüce Mevlâm! Merhametini esirgeme n’olur! Ben
günahkarım, Sense bağışlayansın! Günahkar kulla
Senden başka kim bağışlayabilir?

Mevlâm, Mevlâm! Sen yüceler yücesi yegane Rabbsın,
bense zavallı bir abdim! Abdine Rabbinden başka kim
merhamet edebilir?

Mevlâm, Mevlâm! Sen her şeyin sahibi olan Mâlik-i
Hakîkîsin; bense Senin nihayetsiz mülkünde zavallı bir
köleyim! Bir köleye onun Sahibinden başka kim şefkat
gösterebilir?

Mevlâm, Yüce Mevlâm! Azîz olan Sensin, bense zelilim.
Zelilleri düştükleri zilletten Azîz olandan başka kim
çıkarabilir?

Mevlâm, Mevlâm! Gerçek güç ve kuvvetin hakikî sahibi
Sensin. Bense pek zayıf ve güçsüzüm. Zayıf ve
güçsüzlere, Güç ve Kuvvet Sahibinden başka kim
inayet edebilir?

Mevlâm, Mevlâm! Kerem Senin şanındır; Kerîm de
myalnız Sensin. Bense serseri bir zavallıyım.
Düşmüşlere Kerem Sahibinden başka kim lütufta
bulunabilir?

Mevlâm, Ulu Mevlâm! Rızık hazinelerinin sahibi,
Rezzâk-ı Hakîkî Sensin. Bense Senin rızkına her zaman
muhtacım! Beni Senden başka kim doyurabilir ve kim
rizıklandırabilir?

Mevlâm, Yüce Mevlâm! Sen büyük günah irtikap
edenleri bile bağışlayan affi pek bol Gaffär u Rahîmsin.
Benim gibi ömrünü isyan vadilerinde tüketmiş bir
günahkarı affina hudut olmayan Senden başka kim
affedebilir ki?

Ya Rabbî ve Yâ ilâhî! Nihayetsiz şefkat ve merhametin
sahibi Hannân, sonsuz nimetleriyle topyekün varlığa
ihsan üstüne ihsanda bulunan Mennân Sensin. Ben de
aczimi, faknmı şefaatçi kılıp kabrin zulmetinden ve
darlığından rahmetinin enginliğine sığınarak el-emân,
el-emân diyor, Senden eman dileniyorum. Münker ve
Nekîr’in cevabı çok zor sorulanna ve yürekleri
hoplatan mehabetlerine karşı el-emân, el-emân!
Kabrin vahşetine, presleyiciliğine ve bütün zorluklarına
karşı el-emân, el-emân! Uzunluğu elli bin sene olan
bir günün azabından el-emân, el-emân! Senin sıyanet
buyurdukların dışında yerde ve göklerdeki herkesin
korkudan yüreklerinin ağzına geleceği, Sur’un üflendiği
o günün dehşetinden el-emân, el-emân! Arzın müthiş
bir zelzeleyle sarsıldığı. göklerin yazı kağıtlarının
dürüldüğü gibi dürüldüğü. yeryüzünün ve semaların
alt-üst edilip başka bir âleme tebdil edildiği. bütün
insanların kabirlerinden kalkıp Sen’in huzuruna
çıkanldıkları. herkesin dünya hayatındayken yapıp
ettiği şeylerin önüne serileceği ve kafirlerin, ‘Ah, keşke
toprak olsaydım!’ diyecekleri günün ürperticiliğinden
el-emân, el-emân! Malın-mülkün, evlâd ü iyâlin hiçbir
fayda vermeyeceği, sadece selîm bir kalble yüce
huzura gelenlerin kurtulabileceği. arşın
derinliklerinden, ‘nerede dünya hayatını isyan
derelerinde, cürüm vadilerinde geçirenler? Nerede
Allah’a verdikleri söze ihanet edenler ve ömrü bir
kayıptan ibaret olanlar?” diye nida edildiği günün
eleminden ve izdırabından el-emân, el-emân!

Rabbim! Yüceler Yücesi Rabbim! Gizlimi de açığımı da
bilen Sensin! Lütfen beni mazur gör ve tevbemi kabul
buyur! Benim Senin rahmetine, merhametine,
şefkatine, inayetine, sıyanetine, hifzu riayetine
ne kadar muhtaç olduğumu biliyorsun. Ne olur
dileğimi yerine getir ve beni haybet ve hüsrana
uğratma!.

Ya Rabbelâlemîn ve Ya Erhamerrâhimîn ve Yâ
Ekramelekramîn! Hadd ü hesaba gelmez
günahlarımdan ve isyanlarımdan da yine Senin afv u
mağfiret deryana iltica ediyor ve yine el-emân,
el-emân diyorum. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim
zulümlerden ve başkalanna verdiğim eziyetlerden
dolayı da el-emân, el-emân! Konumumu, duruşumu,
istikametimi koruyamayıp yaptığım yalpalar için de
el-emân, el-emân! Heva ve heveslerin oyuncağı haline
gelmiş nefs-i emmaremin yaptıklarından
yaptırdıklarından el-emân, el-emân!

Rabbim! Merhameti sonsuz Rabbim! Onu yoldan
çıkaran kirli arzulardan, mülevves düşüncelerden de
‘of!’ ediyorum! Ayaklanmın kaymasına, kalbimin
kararmasına, düşüncelerimin bulanmasına karşı Senin
inayet ve sıyanetini dileniyorum.

Ya Rabbî! Günahlarım, cürümlerim, hatalarım olsa da
ben Senin kulunum. Ey sevdiklerini Cehennem
azabından koruyan Rahman ü Rahîm! Ateşe
düşmekten beni de koru!

Allahım! Şayet merhametinle muamelede bulunup
beni affedecek olursan, o Senin şanındandır ve Sana
da o yaraşır. Yok eğer azap edecek olursan ben de ona
fazlasıyla layık ve müstehakım. Öyle olsam da Senin
beni affedeceğine olan inancım katî, ümîdim de tamdır;
zira Sen düşenlerin günahlanını bağışlama şanına en
çok yaraşan yegane Zat’sın. Bu kıtmir kulunu da
bağışla ey Merhametlilerin En Merhametlisi ve ey
Yardım Edenlerin En Hayırlısı! Allah yeter ve O’ndan
güzel vekil de yoktur. O’nun dostluğu da bambaşka
yardımı da bambaşkadır.

Yüce Rabbim! İnsanların en hayırlısı olan Habíbin
Hazreti Muhammed’e, âline ve ashabına salât ü selam
ederek bu dileklerimi gerçekleştirmeni Senden niyaz
ediyorum! Lütfen beni ulu dergahının kapısından geri
boş çevirme!.
Amin.

Bir cevap yazın