NE AMERİKA NE RUSYA – TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE

0
400

“MANDA YOK, YA İSTİKLAL YA ÖLÜM VAR.” — Mustafa Kemal Paşa
Manda bir diplomasi terimidir.
Manda, I. Dünya Savaşı’ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir.
Bir devletin egemenlik haklarından vazgeçip kendi isteğiyle bir büyük devletin idaresine bağlanmasını benimseyen görüş.milli hakimiyeti, gururu zedeleyici bir unsur, günümüz dünyasında emperyalizmin diyer adı.
söylev’de mustafa kemal Atatürk şöyle der:
istanbulda çeşitli amaçlarla gizli ve açık olmak üzere de, birtakım parti ya da dernek adı altında kuruluşlar vardı.
istanbulda önemli sayılacak kuruluşlardan biri ingiliz muhipler cemiyeti idi. bu addan ingilizleri sevenlerin kurdukları bir dernek anlaşılmasın. bence, bu derneği kuranlar, kendi varlıklarını ve çıkarlarını sevenler ve kendi varlıklarıyla çıkarlarının dokunulmazlık çaresini loyd corç (lloyd george) hükümeti aracılığıyla ingiliz desteğini sağlamakta arayanlardır. bu mutsuzların, ingiltere devletinin, bütünüyle, bir osmanlı devleti bırakmak ve korumak isteğinde olup olamayacağını bir kez düşünüp düşünmedikleri üzerinde durmak gerek
Himaye: Güçlü olan bir devletin, güçsüz olan bir devleti sömürülmesini ve işgale uğramasına önlemek adına kendisinin kontrolü adına almasına himaye denir

Mustafa Kemal’in Bekir Sami Bey’den aldığı telgraf manda konusunda en ilgi çekicilerinden biriydi. Eski Beyrut Valisi ve Millî Ahrar Fırkası idare heyeti üyelerinden olan Bekir Sami Bey telgrafında “bağımsızlığın şayan-ı arzu olduğunu ancak tam bağımsızlıkta ısrar edilmesi halinde bunun memleketi bölünmeye götüreceğini belirterek iki üç vilayete münhasır kalacak bağımsızlık yerine memleketin bütünlüğünü koruyacak mandanın tercih edileceğini” söylüyordu. Bekir Sami Bey ayrıca, Osmanlı ülkesinin tümünü içine alan, meşruti idare ve dışarıda temsil hakkı baki kalmak şartiyle belirli bir zaman için Amerikan mandaterliğinin en faydalı düşünce olduğunu belirtiyor ve görüştüğü Amerikan mümessiline (Amiral Bristol) bütün milletin arzusu tek olmak üzere şu şartlar altında Wilson’a ve Amerikan Senatosu’na müracaat edilmesini istiyordu:“a) Adaletli bir hükümetin kurulması,b) Eğitim ve öğretimin yayılması ve genelleştirilmesi,c) Din ve mezhep hürriyetinin sağlanması,d) Gizli anlaşmaların kaldırılması,e) Bütün Osmanlı ülkesinde geçerli olmak üzere, Amerika Hükümetinin bizi mandası altına almayı kabul etmesi.

http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-23/erzurum-kongresinin-yapildigi-gunlerde-manda-ve-himaye-konusunda-komutanlar-arasinda-yazismalar-ve-basinda-tartismalar


Bugün, Atatürk’ün birkaç sözünü hatırlamakta fayda var;

“Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz himayesine terk etmekle kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bir vatani ve tarih boyunca devam edip gelen Türk istiklalini feda ediyorlar.”

“Biz başarılı olacağız. Buna şüphem yok. Acaba zafere kavuştuğumuz ve memleketi kurtardığımız zaman Osmanlı ricalinin (yöneticilerinin) ileri gelenleri utanmak hissini duyabilecekler mi? Öyle bir manda istenecek veya verilecekmiş ki, hakimiyet hakkına, dışarıda temsil hakkımıza, kültürel bağımsızlığımıza, vatan bütünlüğümüze dokunulmayacakmış. Buna ve böylesine, Amerikalılar değil, çocuklar bile güler. Her şeyin başında Amerikalılar kendilerine hiçbir menfaat temin etmeden böyle bir mandayı niçin kabul etsinler? Amerikalılar bizim kara gözlerimize mi aşık olacaklar! Bu ne hayal ve ne gaflettir! Hayır paşalar hayır, hayır, beyefendiler hayır, hayır, hayır hanımefendiler hayır, manda yok, Ya istiklal ya ölüm var.”

Gününümüzde tartışmalar farklı bir şekilde de olsa Amerikan sevenler, Rusya sevenler olarak devam etmektedir.

Güçlü tam bağımsız Türkiye,kendi ülkesinde tüm katmanları ile barışık olan ekonomisi , diplomasisi ve ordusu güçlü , tutarlı milli politikalarla münkündür.

NE AMERİKA NE RUSYA  TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here