Kan Nakli Gençleşme İçin Kullanılabilir mi?

0
139

( Bilimsel Bilgiler uygulaması ile paylaşıldı)

Kan Nakli Gençleşme İçin Kullanılabilir mi?

Yeni kan eklenmesi, durgun bir organizasyona yeni bir beynin eklenmesinin yarattığı canlandırıcı etkiyi tanımlamak için, günlük hayatta bir metafor olarak kullanılır. Fakat bu konuda bilimsel araştırmalar da yapılmıştır. Başka birinin kanının kullanılması vampir ve kan banyosu hikayelerini çağrıştırsa da, bir bilimsel çalışma genç bir bireyden alınan kanın yaşlı bireyin beyninin yenilenmesini sağladığını göstermiştir.

Stanford Üniversitesi’nde araştırmacı olan sinirbilimci Tony Wyss-Coray 2014 yılında yaptığı çalışmada; genç bir fareden alınan kanın yaşlı olan fareye verildiğinde, yaşlı faredeki bilişsel ve nörolojik bozuklukların onarıldığını göstermiştir. Bu çalışmada, iki farenin aynı dolaşım sistemini paylaşacak şekilde birbirine dikildiği değişik bir teknik uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, yaşlı farenin beyninde hipokampüs bölgesindeki gen aktivitesinin değiştiği, nöral bağlantıların ve sinaptik plastisitenin (hafıza ve öğrenmenin temelinde yattığına inanılan mekanizma) arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, yaşlı fareye genç farenin kan plazması (kanın hücre içermeyen kısmı) da verilmiştir ve bunun sonucunda yaşlı farenin hafıza ve öğrenme testlerindeki performansı artmıştır.

Bu işlem eğer insanlarda da uygulanabilirse, etkileyici sonuçları olabilir. İnsanların yaşam süresi arttıkça, Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar tüm dünyada en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldi. Hafızadan sorumlu beyin bölgesi olan hipokampüs, yaşlanmadan özellikle etkilenir. Özellikle, Alzheimer hastalığına yakalanan kişilerde hafıza ve öğrenme yeteneği önemli ölçüde düşer.

Wyss-Coray ve ekibi yaptıkları başka bir çalışmada insan kordon kanından elde ettikleri plazmayı ve genç yetişkinlerden elde ettikleri plazmayı yaşlı bir fareye verdikten sonra faydalı etkilerini gözlemlemişlerdir. Bu çalışma, bu yaklaşımın insanlarda da denenmesi için bir adımdır. Elde edilen bulgular; genç organizmanın kanında bulunan faktörlerin, yaşlı beyni yenileyebildiğini ve genç bir beyin gibi çalışmasını sağlayabildiğini gösterir. Aynı araştırma grubu, beyinde bu değişikliklerin sağlanması için önemli olan proteini de tanımlamayı başardı. Bunun sonucunda, bilişsel gerileme için yeni bir tedavi yaklaşımı gelişti.

Araştırma grubu, yaşlı (61-82) ve genç hastalardan (19-24) aldığı plazmaların yanı sıra insan kordon kanı plazmasını da kullandı. Plazmadaki çok sayıda proteinin yaşa bağlı olarak farklılık gösterdiğini gözlemlediler. Çalışmada; iki hafta boyunca dört günde bir üç çeşit plazmadan yaşlı fareye (insan plazmasına tepki vermeyecek şekilde bağışıklık sistemi zayıflatılmış fare) verildi.

Araştırmacılar kordon kanı plazmasının nöral plastisite ve hafıza ile ilişkili birkaç genin aktivitesini arttırdığını ve genç yetişkin plazmasının da aynı genleri aktifleştirdiğini gözlemledi. Buna karşılık, yaşlı bireylerden alınan plazmanın gen aktivitesi üzerinde herhangi bir etkisi görülmedi.

Araştırmacılar ayrıca, plazma verilen farenin beyninde hipokampüs bölgesinin elektriksel aktivitesini ölçtü ve kordon plazmasının uzun süreli potansiyel artışını (hafızanın nöral temeli olduğuna inanılan mekanizma) teşvik ettiğini gördü.

Araştırmacılar, bu deneyin davranışla ilgi faydalarını da gördü. Bunun için, korku şartlanmasıyla ilgili bir deney tasarladılar. Elektrik şoku ve labirentin dahil olduğu bir korku şartlanma deneyi oluşturdular. Bu deneyde, labirentin belirli bölgelerindeyken fareye elektrik şoku verildi ve farenin elektrik şokuna maruz kaldığı bölgeye tekrar gidip gitmeyeceği gözlendi. Farenin aynı yere tekrar girmemesi hafızası açısından iyi bir performans sergilediği anlamına gelir. Bu deneyde, kordon kanı plazması verilmiş fare, diğer farelere kıyasla daha iyi performans gösterdi. Davranışların da hipokampüs ile ilişkili olduğu ve yaş ile değişebildiği biliniyordu. Bu deney, bu durumun tersine döndürülebileceğini gösterdi.

Araştırma grubu, farede ve insanda yaşla birlikte azalan proteinlerin listesini çıkardı. Bu listeden aday proteinler belirlediler, bu proteinleri fare üzerinde denediler ve bu proteinlerden sadece iki tanesinin nöral plastisiteyi etkilediğini buldular. Bu iki proteinden biri olan CSF2’nin, bilişsel bozuklukları ve Alzheimer’a neden olan toksik protein birikimini farede geri çevirdiği zaten biliniyordu. Bu nedenle, yaşlanmış beyinde henüz çalışılmamış olan diğer protein TIMP2 üzerine yoğunlaşıldı.

Araştırmacılar TIMP2’yi radyoaktif olarak işaretlediler ve kan beyin bariyerini geçmesi için damardan enjekte ettiler. Normal bağışıklık sistemine sahip yaşlı fareye enjekte edilen TIMP2 proteinin, hipokampüs üzerinde kordon kanı plazmasıyla aynı faydalı etkileri yarattığı görüldü. TIMP2’nin de hafıza fonksiyonları için gerekli olduğunu göstermek için, genç fareye TIMP2’yi bağlayan antikor enjekte edildi. Bunun sonucunda genç farenin, hafıza ile ilişkili işlerde zayıf performans gösterdiği görüldü.

TIMP2 çok sayıda farklı proteini düzenleyen enzimleri kontrol eden protein ailesinin bir üyesidir. Başka bir deyişle; TIMP2’nin tek bir fonksiyonu yoktur, bunun yanında çok sayıda proteini ve aktivitelerini düzenler.

Çalışmanın sonucunda, çok sayıda yeni soru ortaya çıktı. Bu faktörler vücutta nerede üretilir? Neden yaşla birlikte azalırlar ve bu faktörleri nasıl düzenleyebiliriz? Kandaki bu faktörler beyinle nasıl etkileşime girer? Beyindeki kan damarlarıyla mı etkileşime girerler? Nöronlar üzerine mi yoksa nöronları destekleyen hücreler üzerine mi etki gösterirler? Daha önce araştırılan genç bireyin kanını alan yaşlı bireyde görülen faydalı etkilere karşılık, yaşlı bireyin kanı verilen genç farede de hafızada gerileme görüldü. Bu durumda yaşlı bireylerin kanında da bir “yaşlanma faktörü” mü var? Eğer böyle bir faktör bulunursa ve baskılanabilirse, bu çalışmanın faydalı etkileri olabilir. Bu konuda hala cevaplanması gereken çok sayıda soru bulunuyor.

Yapılan çalışma ile ilgili tıbbi uygulamalar da söz konusudur. Elde edilen bulgulardan sonraki adım, insanlar arasındaki kan plazması naklidir. Yöntemin güvenli olup olmadığı ile ilgili, 18 Alzheimer hastası üzerinde yapılan küçük bir denemede herhangi bir yan etkinin görülmemesi sonucu fikir edinildi. Klinik denemeler tamamlandıktan sonra ise, bir ilacın geliştirilmesi 5-10 yıl civarında bir zaman alacaktır. Kandaki faktörleri sentetik olarak üretmek ya da faktörlerin aktivitesini taklit eden daha küçük moleküller geliştirmek için ise daha fazla zamana ihtiyaç duyulur.

Kaynakça:
https://www.scientificamerican.com/article/fountain-of-youth-young-blood-infusions-ldquo-rejuvenate-rdquo-old-mice/

Yazar: Ayça Olcay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here